Derin ve içe doğru oyuk ızgarası, alt kısmı çepeçevre saran normal krom gereksinimini ortadan kaldırmaktadır. Camlı bölümü gayet düzgün gelmekte ve arka kısmın köşeli bölümleri keskin hatlara bulunmaktadır. İşte tmam da bu noktada, İtalyanlarla Almanlar arasındaki en net farklılıklardan birinin tasarım dili olduğunu açıklamaktadır.
“Otomobilin arka kısmının bu şekildeki tasarımı, tekerleklerin arkasında çok fazla metal bulunmamasını amaçlamaktadır. Bu bir tür sır olarak nitelendirilebilmektedir. Şekillerin hacimleriyle oynama yöntemi, tam da İtalyanların otomobil hakkındaki düşüncelerine yakın bulunmaktadır. İtalyan tarzında benimsenen düşünce her zaman için otmobilleri olduklarından çok daha hafif göstermek için şekilleriyle oynamak olmuştur.”
Daha sonra da Alman tasarımcıları, güçlü, ağır görünümlü bir otomobil gösterirken bu konuya dikkat etmeye gerek duymadıklarını açıklamaktadır. Ancak İtalyanlar için ”otomobilin hafif olması ve bu hissi veren bir tasarıma sahip olması oldukça önemlidir, yuvarlık ve köşeli hatları bir denge halinde kullanamamızın sebebi de budur. Devasa bir otomobil hissi verilmemesi amacıyla herşeyi içeri doğru çekilmiş bir şekildedir. Bu sebepten dolayı birçok atletik İtalyan tasarımı görebilirsiniz ancak kaslı İtalyan tasarımlarını çok fazla rastlamazsınız”şeklinde görüşlerini bildirmektedir.
"Günümüzde çok fazla teknolojinin olduğu otomobil iç tasarımıyla çok ilgilenmiyorum, bazı şeylerin net ve basit omasını istedik ve otomobilin iç tasarımı da bu şekilde planlandı. Otomobilin iç tasarımı gerçekten tek bir hattan oluşuyor ve neredeyse içinde hiçbirşey yok.”
Lorenzo Ramaciotti
"Elimizde otomobil yapmak içinbir reçetemiz yok, ne zaman bir projeye başlasak, kendine özgü bir maceraya atılıyopr gibiyiz. Bu bilinmezlerin olduğu bir ülkede seyahat etmeye benziyor, tek bildiğimiz konu bir spor otomobil yapmak istememiz”
Marco Tencone
Sadece bir isim olmaktan çok daha ötesi